|
İÇKALE

Mezopotamya’nın bereketli toprakları pek çok kavmin gelip
geçtiği ve uygarlık ürettiği bir coğrafyadır. M.Ö.3. binli
yıllarda bölgenin egemeni Asurlulardır. Diyarbakır’ın
bilinen ilk adı Asur metinlerinde karşımıza çıkar: “Amidi”
Binyıllar içinde;Hurri-Mitanniler,
Urartular, Persler, Romalılar, Selevkoslar, Partlar, Büyük
Tigranlar, Araplar, Emeviler, Abbasiler, Şeyhoğulları,
Mervaniler, İnaloğulları, Nisanoğulları, Selçuklular,
Artuklular, Eyyübiler, İlhanlılar, Diyarbakır tarihine izler
bırakırlar.

Bütün bu farklı
kültürler ve devletler ;şaşırtıcı bir biçimde kentin temel
yerleşme doğruları konusunda uzlaşırlar: İçkale’den günümüze
ulaşan kanıtlara ve konumuna bakılarak burasının son yıllara
kadar, kentin “yönetim merkezi” olarak sürekli bir işlev
gördüğü anlaşılıyor.

Bu nedenle, Kanuni
Sultan Süleyman 16 burç ve iki yeni kapı ekleterek İçkale’yi
genişletir.
İçkale’deki
Virantepe Höyüğü’nde yapılan kazılarda, 13. yüzyılın
başlarına ait olan Artukoğulları Sarayı’nın kalıntıları
ortaya çıkarılmıştır. Kalıntıların en önemli kısmını, dört
tarafa eyvanlarla açılan süslü bir havuz oluşturmaktadır.
Artuklular da görülen ve suyun hem sesinden, hem de
serinliğinden yararlanmak için yapılan “selsebil”çözümü,
aynı dönem yapısı olan Gazi Köşkü’nde hâlâ yaşar.Yakın
dönemlere kadar yönetim merkezi olan İçkale’de, bazıları
yeni işlevler için boşaltılmış olan önemli yapılar yer alır.
Eski Adliye, Cezaevi, Kolordu ve Jandarma binaları Saint
Corc Kilisesi yeni bir hayata kavuşmayı bekliyor.

İçkale’deki tarihi
binalarda Dünya standartları’ nda Arkeoloji Müzesi, Taş
Eserler Müzesi, Müze Kafeterya, Kilise; Sanat Galerisi,
Cezaevi Binası; Kongre Merkezi olarak işlevlendirildi.
|