|
DİYARBAKIR
MÜZELERİ
Kültürel Potansiyeli
çok zengin olan Diyarbakır, Anadolu ile Mezopotamya
arasındaki geçiş bölgesinin odak noktasındadır. Bu nedenle
çeşitli kültürlerin bir biri ile etkileşiminden çok zengin
bir mozayık oluşmuştur. Bu birikimin izleri, Diyarbakır
şehrinin hüviyetini kültürel açıdan zenginleştirmiş,
Bunların izleri olan taşınır kültür varlıkları ile de zengin
müzeler oluşmuştur.
1-
Diyarbakır’da çok eski tarihlerde kurulan
Diyarbakır Arkeoloji Müzesi
2-
Ziya Gökalp Müzesi
3-
Kültür Müzesi ( Cahit Sıtkı Tarancı Evi)
1- DİYARBAKIR ARKEOLOJİ
MÜZESİ:
Diyarbakır’da ilk
müze, 1934 yılında Ulu Caminin külliyesine ait Zinciriye (Sencariye)
Medresesinde açıldı.1985 yılında ise Elazığ Caddesi üzerinde
bulunan yeni binasına taşındı.
Diyarbakır Arkeoloji
Müzesinde Epi-Paleolitik dönemden başlamak üzere ( M.Ö. 8400
) Neolitik, Kalkolitik, Eski Tunç, Urartu, Assur,
Hellenistik, Roma, Bizans, Selçuklu, Artuklu, Akkoyunlu,
Karakoyunlu ve Osmanlı dönemine ait eserler kronolojik
olarak sergilenmektedir.Ayrıca; Amid sikkeleri ile yöresel
Etnoğrafik eserlerden oluşan zengin bir koleksiyona
sahiptir. Müzemizde, 1744 adet Etnografik, 9201 adet sikke,
4976 adet de Arkeolojik eser olmak üzere toplam: 15.921 adet
envanterlik eser kayıtlı olup, bir O kadarda etütlük eser
bulunmaktadır.
Modern müzecilik
anlayışına uygun olarak teşhir sistemi bulunan müzemizde
seksiyonlarda resimler, grafikler ve anlatımlarla izleyici
ile eser arasında iletişim kurulabilmektedir.
5 000 m2 ( Beş bin
metrekare ) alan üzerine kurulan müzede, modern konferans
salonu, üç katlı depo ve her katta bulunan çok amaçlı
laboratuar ile fotoğraf atölyesi, çağdaş müzecilik
hizmetlerine katkıda bulunmaktadır. Türkiye’deki müzecilik
standartlarının üstünde modernize edilmiş müzemizde her
türlü araç-gereç donanımı tamamlanmıştır. Ayrıca; müzemizde
araştırma yapmak isteyen bilim adamlarına ve öğrencilere her
türlü kolaylığı sağlayan mekanlarda Arkeologlarımız hizmet
vermektedirler.
Diyarbakır iline bağlı
Bismil ilçesinde iki birimde; Batman iline bağlı bir yerde
olmak üzere Müze Müdürlüğü başkanlığında kazılar
yapılmaktadır.
Paleolitik ve Neolitik
döneme ait buluntular, müzemizde sergilenmektedir. Daha
önceki yıllarda yapılan Bismil ve Ergani yöresinden çıkan
Neolitik, Assur ve Roma dönemlerine ait eserler de müzemizin
vitrinlerini zenginleştirmektedir.
Ayrıca; Müsadere
edilen çok sayıda değerli kültür varlıkları, mahkeme
sonuçları alındığında teşhire sunulacaktır.
2- ZİYA
GÖKALP MÜZESİ
Diyarbakır’lı
sosyolog, yazar Ziya Gökalp’in doğduğu evdir. Sivil mimarlık
örneği en güzel evlerden birisi olan ve bazalt taştan iki
katlı olarak 1806 yılında inşa edilmiştir. 1824 yılında Ziya
Gökalp’in ailesine intikal eden evde 1876 yılında Ziya
Gökalp doğmuştur. 1956 yılında müze haline getirilmiş ve
yazarın şahsi eşyaları ve belgelerinden oluşan
kolleksiyonlarla teşhire açılmıştır.
Bu yapıda içe
dönük mimari tarzı kullanılmış olup, evin tüm pencereleri iç
avluya bakmaktadır. Yapıya giriş tek kanatlı ahşap bir
kapıdan sağlanmakta olup, mekanlar iç avlunun etrafına
yerleştirilmiştir. Genellikle Diyarbakır evlerinde
kullanılan havuz geleneği burada da kuzeye bakan bölümde ve
Eyvanın içindedir.
Ziya Gökalp’in
ataları 18. Yüzyılda Çermik kasabasından bu şehre gelip
yerleşerek önce Karacami mahallesindeki ve bugün Melikahmet
Caddesi güneyine düşen bir Kargir evde 1819 yılına kadar
oturmuşlardır. Daha sonra bu binaya yerleşmişler ve Ziya
Gökalp’te 28 Mart 1876 tarihinde evin harem dairesinde Büyük
Meclis denen mekanda dünyaya gelmiştir. Ve Diyarbakır Askeri
Rüştiyesini bitirdikten sonra, orta tahsiline Diyarbakır’da
devam etti. Daha sonra İstanbul daki Veteriner okuluna devam
etti. 1900 yılında tekrar Diyarbakır’a döndü. 1908 yılında,
İttihat ve Terakki Partisinin Diyarbakır Teşkilatını kurdu.
Bir ara Malta’ya sürgün gitti. Ve Cumhuriyet Meclisinin ilk
milletvekili oldu.
Bir çok kitapları
yanında Kızıl Elma, Yeni Hayat ve Altın Ordu, Türkçülüğün
esasları gibi eserlerini yayınlamıştır. Ziya Gökalp’in
Diyarbakır’da bulunduğu sürede çıkardığı dergi ve gazete
kolleksiyonları ile zengin kütüphanesi bulunmaktadır. 1924
yılında İstanbul’da vefat etmiştir.
3-CAHİT SITKI TARANCI EVİ
( KÜLTÜR MÜZESİ )
Diyarbakır
mimarisine özellikle Akkoyunlu, Artuklu ve Osmanlı stili
hakimdir. Diyarbakır’da köklü bir mimari gelişimin varlığını
duyuran yapıların başında evler ve köşkler gelir. Diyarbakır
evlerinin özelliklerini en özgün biçimde muhafaza eden ve
güzel örneklerden birisi olan Cahit Sıtkı Tarancı’nın
doğduğu evdir. Diyarbakır il merkezinde Camii Kebir
Mahallesi, Cahit Sıtkı Tarancı sokak No:3 de bulunan ev,
1733 yılında inşa edilmiştir. Daha sonra da Cahit Sıtkı
Tarancı’nın ailesine intikal etmiştir.
Yapıya daracık bir
sokaktan, tek kanatlı ahşap bir kapıyla giriş
sağlanmaktadır. Ayrıca Haremlik kapısı da iki kanatlı olup
şehrin kuzey istikametine bakmaktadır. Bina iklim şartlarına
uygun olarak yazlık (Kuzeyde), Kışlık (Güneyde), ilkbahar
(Doğuda), Sonbaharlık bölüm de (Batıda) bulunmaktadır.
Binada büyüklü
küçüklü toplam 14 oda, mutfak, kiler ve tuvalet
bulunmaktadır. Binanın en önemli yeri iki katlı olan yazlık
kısmıdır. Bu bölümün ikinci katındaki büyük odaya baş oda
denir. Cahit Sıtkı Tarancı 2 Ekim 1910 yılında bu odada
dünyaya gelmiştir. Cahit Sıtkı Tarancı Diyarbakır’ın soylu
ailelerinden olan Pirinçcizadelerdendir. 2 Ekim 1910 yılında
dünyaya gelen Tarancı’nın Babası Bekir Sıtkı, annesi Arife
hanımdır. İlk tahsilini Diyarbakır’Da daha sonra Galatasaray
Lisesinde devam etti. Mülkiye Mektebini bitirmeden 1938 de
Fransa’ya gider, orada Radyoda Türkçe spikerliği yapar. 2.
Dünyü savaşı nedeniyle Türkiyeye döner. 1951 ‘de Cavidan
Tınaz’la evlenir. Ve 12 Ekim 1956 yılında Viyana’da ölür.
Şairin önemli kitapları arasında “Otuzbeş Yaş”, “Ömrümde
Sükut”, “Düşten Güzel” ve “Ziya’ya Mektuplar”
sayılabilir.
2.Ekim.1910
yılında bu evde dünyaya gelen Cahit Sıtkı Tarancı’nın
çocukluk ve gençlik yıllarının bir bölümünün geçtiği bu
tarihi ev 1973 yılında Kültür Bakanlığı tarafından satın
alınarak onarıldıktan sonra, Cumhuriyetin 50. Yılında
29.Ekim.1973 yılında Cahit Sıtkı’nın anısını yaşatmak ve
ismini ebedileştirmek amacı ile müze olarak hizmete
açılmıştır.
26 yıldan beri
müze olarak hizmet veren evde, şairin şahsi eşyaları, el
yazısı ile yazılmış mektupları, aile fotoğrafları ve
kitaplarından oluşan zengin bir kolleksiyonla Cahit Sıtkı
Tarancı Evi (Kültür Müzesi) adıyla) Pazartesi günleri hariç
her gün mesai saatlerinde halkın ziyaretine açık
bulundurulmaktadır.
Müzeyi ziyaret
edenler hem şairin anısını tazelemekte, hem de Diyarbakır’ın
sivil mimarlık örneğinin en özgün yapılarından olan ve 266
yıllık tarihi bir mekanda Diyarbakır yerlileri anı
tazelerken, Diyarbakır’lı olmayanlarda bu tarihsel mekanda
hazzın doruğuna ulaşmaktadırlar.
Sonuç olarak, pek
çok uygarlığın izlerini taşıyan kültür kenti Diyarbakır,
müzecilik açısından oldukça eski bir kenttir. Anadolu’nun
pek çok illerinde müze yokken 65 yıl önce Diyarbakır’da müze
kuruluyor, yani şimdiki modern müzenin temeli 65 yıl önce
atılıyor. Bugün ise bölge müzesi niteliğinde olan bu
kültür müessesesi, Mardin, Şırnak, Batman, Siirt illerinin
de kültür varlıklarının tespiti, tescili ve korunması ile
taşınır kültür varlıklarının satın alındığı veya Arkeolojik
kazıdan çıkan eserlerin sergilendiği çağdaş müzecilik
anlayışına uygun hizmet üreten birer kültür müessesesi
olarak ilimiz halkına, özellikle gençliğe hitap etmektedir.
|