|
NEVRUZ
Giriş
Bilindiği gibi milletleri meydana getiren temel
unsurlardan birisi de kültür dediğimiz maddi ve manevi
değerlerdir. Bu değerler toplumun sosyal dokusunu meydana
getirirler. Kültür unsurları içinde bayramların da önemli
bir yeri vardır. Bayramlar her millette görülen ve toplumun
bütün fertleri tarafından benimsenen, bütün halkın katıldığı
ortak değerlerdendir. Bütün bayramların dini ve milli bir
inanıştan, o toplumu ilgilendiren ortak bir hatıradan,
geleneklerden, duygulardan ve tabiattan doğduğu
bilinmektedir. İslamiyeti kabul etmiş olan Türk
toplulukları, islamiyetle çatışmayan bir takım adetleri
devam ettirmişlerdir. Bu ananeler günümüz Türk Dünyası'na
bir kültür mirası olarak intikal etmiştir. Bunlar içinde
Nevruz' un özel bir önemi vardır. Nevruz milli bir bayram
olarak Türklerde gece ile gündüzün eşit olduğu ilkbaharın
başlangıcı olan 21 Mart günü kutlanmaktadır.
Bu makalede, tüm Türk dünyasının her yıl
birlikte kutladıkları Nevruz Bayramı, tarihi gelişimiyle
birlikte ele alınacaktır. Aynı zamanda Anadolu'daki Nevruz
kutlamaları konusunda da bazı örnekler sunulmaya
çalışılacaktır.
1.Nevruz Nedir?
Nevruz, Ortadoğu ve Ön Asya'da çeşitli halklarca
yeni yılın başlangıcı ya da bahar bayramı olarak kutlanan
gündür.
Farsça bir kelime olan Nevruzun manası "yeni
gün" demektir. Bugün, güneşin Koç Burcuna girdiği vakit
olup, Rumi Takvimde Mart'ın dokuzuna, Miladi Takvimde ise,
Mart'ın yirmibirine tekabül etmektedir.
Bir başka söyleyişle Nevruz, tabiatın kıştan
kurtuluşunun, bolluk ve berekete kavuşmanın simgesi olmanın
yanında, toplumların yaşamlarındaki hareketliliklerin,
başlangıçların ve dönüm noktalarının da ifade edildiği bir
gündür.
Araplar' a İranlılardan geçen bu adet, başta
Oniki Hayvanlı Türk Takvimi'nde görüldüğü üzere Türkler' de
de çok eskiden beri bilinmekte ve bugün törenlerle
kutlanmaktadır.
2.Nevruz' un
Tarihi Gelişimi
Nevruz' un bayram olarak kutlanması çeşitli
topluluklarda günümüze kadar devam edegelmiştir.
Bu bağlamda, İranlılarda Nevroz' un ortaya
çıkışıyla ilgili rivayetler zamanla İslami bir nitelik
kazanmıştır.
Bu rivayetlerden birisi efsanevi İran
hükümdarlarından Cemşid' in Azerbaycan'a geldiği gün ile
ilgilidir. Diğer bir İran rivayeti de ateşin Cemşit
tarafından keşfiyle ilgilidir. Buna göre Cemşid "Mazendaran"
ormanlarında tavşan avına çıktığı zaman bir zehirli yılan
görerek okunu ona atmıştır. Ok yılanın bulunduğu kayalıklara
çarparak bir kıvılcım çıkmasına sebep olmuştur ve bu
kıvılcımda etraftaki kuru otları tutuşturmuştur. Ateşi
böylece ilk defa gören İranlılar korku ile ateşe secde
etmişler, onu mukaddes saymışlar, karanlığı yok ettiği
inancıyla ateşin devamlı yanık tutulmasına çalışmışlardır.
Bunun için de ateşgede denilen tapınaklar
yaptırılmıştır.İşte ateşin bulunduğu gün İranlılarda Nevroz
olarak kabul edilmiştir.
Diğer bir görüş de Tanrı' nın yeryüzünü Nevrozda
yarattığı, Ademi o gün halkeylediği ve yıldızları burçlarına
o gün dağıttığı hususudur. Bu rivayetler daha sonra İslami
bir kisveye bürünerek günümüze kadar devam etmiştir.
İranlılarda tamamen efsanevi bir mahiyet kazanan
Nevroz günümüzde de kutlanılmaktadır. Nevroz geleneği
Araplarda yoktur. Çünkü eski Araplar ile Museviler' de
yılbaşı sonbahara rastlamaktadır.
Sasani Devleti'nin Müslüman Araplar tarafından
ortadan kaldırılmasından sonra, Nevroz ananesinin Arap
dünyasına girdiği görülür. İranlılarda Nevroz, bazı
vergilerin toplanma dönemi idi. Bu gelenek Araplarda da
devam etmiştir.
Türk topluluklarında Nevroz kutlama geleneği
oldukça eskiye dayanır. Türkler Nevroz' u Nevruz- ı Sultani,
Sultan Neroz veya Orta Asya Türk topluluklarında görüldüğü
üzere Sultan Navrız olarak kutlamaktadırlar. Türklerde
görülen rivayetin en önemlisi bu günün bir kurtuluş günü
kabul edilmesidir. Ebulgazi Bahadır Han'ın teferruatlı bir
şekilde naklettiği Ergenekon ve Bozkurt efsanesi bu bayramla
ilgili bilgileri ihtiva etmektedir.
Bu efsaneye göre, Göktürklere savaş açan yabancı
kavimler, hile ile bu savaşı kazanırlar. Savaştan sağ olarak
kurtulan Göktürkler, sarp dağlardan geçerek kimsenin
kendilerini bulamayacağı bereketli bir ovaya yerleşirler.
Ergenekon denen bu yerde giderek çoğalırlar. Bunun sonucunda
buraları kendilerine yetmeyince, etraflarındaki, demir bir
dağı ateşle eriterek buradan çıkarlar ve yayılırlar. İşte
Ergenekon' dan ayrılış tarihi, yeni yılında başlangıç tarihi
olarak kabul edilerek, daha sonraki Göktürk hakanları her
yıl bu tarihteki kızdırdıkları demiri örs ve çekiçle
döverek, o günü simgeleştirirler. Bu tarih Türkler için bir
kurtuluş günü olarak kabul edilir ve doğadaki dirilişle
özdeşleştirilir.
3. Türkler' de
Nevroz
Çin kaynaklarına göre Türkler milattan yüzlerce
yıl önce 21 Mart' ta hazır yemekleriyle bahar şenlikleri
için kıra çıkar ve bunlardan bazılarını bugün de
gördüğümüz bazı adet ve gelenekleri yaşarlardı. Kaynaklar
Türk'lerde yılbaşı gününün baharın başlangıcında olduğunu
işaret etmektedir. İlkbaharın başlangıcı Mart ayıdır. 12
Hayvanlı Türk Takvimi'nde yılbaşı 21 Mart Nevroz günüdür ve
Türkler bugüne "yengi gün" demektedirler.
İslami dönemle ilgili kaynaklara baktığımız
zaman, Nevroz Bayramı'nın ilk izlerini genellikle XI. Yüzyıl
metinlerinde görüyoruz. Nevroz' u İran geleneğine bağlayan
Firdevsi' nin Şehnamesi de dahil olmak üzere (ki Firdevsi
ancak 940- 1020 tarihleri arasında yaşamış ve bu eserinde
1004 tarihinde tamamlamıştır). Bu tarihten önceki dönemlere
ait İran metinlerinde Nevroz'a rastlanılmaması bizde bu
bayramın ilk kez Türkler arasında ortaya çıktığı kanaatini
uyandırmaktadır.
El Biruni XI. Yüzyıldan bir isim. Biruni de eserlerinde
Nevroz' dan söz etmiş ve bunun Türk'ler de dahil tüm Ön Asya
ve Orta Asya toplulukları arasında canlı bir şekilde
yaşadığı üzerinde durmuştur. Yine aynı yüzyılın Fars asıllı
devlet adamlarından Nizam' ül Mülk de Siyasetnamesi'nde
Nevroz üzerinde durmuş ve Nevroz' un yılbaşı olduğunu
belirtmiştir. Fars asıllı bir devlet adamının Nevroz' dan
Türk'lerin bayramı olarak bahsetmesi özellikle anlamlıdır.
Kaşgarlı Mahmut, Divan-ı Lügat-it Türk adlı eserinde Türk
toplumlarında Nevroz' un yılın başlangıcı olduğunu
belirtmiştir.
Selçuklu döneminde Sultan Melikşah tarafından
hazırlanan Takvim-i Celal-i de de 21 Mart yılbaşıdır ve 21
Mart, Selçuklular' da hem mali işlerin düzenlenmesinde hem
de diğer devlet işlerinin düzenlenmesinde bu tarihe itibar
edilmiştir. Nitekim Uzun Hasan tarafından tanzim edilen
Akkoyunlu Kanunları'nda da 21 Mart ilk vergi toplama dönemi
olarak kabul edilmiştir.
İçinde Osmanlı ailesini çıkaran Kayı Boyu' na
mensup bazı aşiretlerin 21 Mart tarihinde Ertuğrul Gazi' nin
türbesi etrafında toplanıp çeşitli törenler yaptıkları
bilinmektedir ki buna "Yörük Bayramı" da derlerdi.
Manisa'da Nevroz günü Mesir Bayramı törenleri
yapılır. O gün Mesir macunları Sultan Camisi'nin minare ve
kulelerinden atılır. 1463-1552 tarihleri arasında yaşayan
Musa Bin Müslihiddin tarafından 21 türlü baharat ve şekerle
karışık yapılan bu macun bir rivayete göre Kanuni Sulta
Süleyman'ın annesi Hafsa Sultan'ı iyileştirmiş ve o da bu
macunun yılda bir defa halka dağıtılmasını istemiştir.
Bilindiği gibi Atatürk de 22 Mart 1922 tarihinde
Ankara'nın Keçiören semtinde Nevroz şenlikleri düzenletmiş
ve kendide bu şenliklerde hazır bulunmuştur. Bundan da
anlaşılıyor ki Nevroz, Cumhuriyetin ilk yıllarına kadar
bayram olarak kutlanmıştır.
Bugün, Türk topluluklarında Nevroz çeşitli
adlarla kutlanır. Nevroz, Noruz, Navrız, Ergenekon, Bozkurt,
Çağan, Yeni Gün, Ulusun Ulu Günü adlarıyla kutlanan bu
bayram ile ilgili olarak Türk topluluklarında çeşitli
gelenekler meydana gelmiştir.
Hemen, hemen bütün Türk topluluklarında baharın
gelişi vesilesiyle yapılan bir diğer törende Hızır Nebi
(veya Hızır- İlyas, Hıdırellez) inancıdır. Hz. Hızır ile Hz.İlyas'ın
buluştuğu gün olarak kabul edilen bugün, günümüzde de
Anadolu'da ve Anadolu dışında büyük bir katılımla
kutlanmaktadır.
Nevroz gününde gökyüzü cisimleri
yörüngelerindeki başlangıç noktasına gelir. Baharın gelişi
ile birlikte hayvanlar yavrular, tüy döker, yeryüzü
yeşillenir, dünya yenileşir. Aynı şekilde insanlarda
yıkanır, temizlenir, tertemiz elbiselerini giyerler.
Bütün bunların yanı sıra bu günde her insanın
geçmişiyle hesaplaşıp, vicdanen temizlenmesi gerektiği kabul
edilmiştir. Halk önderleri, aralarına fitne-fesat girmiş
akrabaları, dostları buluşturarak halkın birlik ve
beraberliğini güçlendirmişlerdir. Ailesini geçindirmek üzere
gurbete gidenleri tekrar birleştirmiş, kimsesizleri
evlendirmişlerdir.
4. Nevruz
Bayramı'nın Türkiye'deki Geleneksel Uygulamalarından Bazı
Örnekler
Mersin-Silifke Bölgesi'ndeki Toros
Türkmenlerinin de 'Mart İpliği' adı ile bilinen Nevrozda
ağaçlara bez bağlanır. Nevroz günü yaylara çıkılır. Yayla
evlerinde bulunanlar gelen misafirleri evlerinde ağırlarlar.
Gelen gurup silah atarak gelişlerini bildirirken
yayladakilerin başkanı buna bir el silah atarak cevap verir.
Daha sonra karşılıklı silahlar atılır ve birbirlerine
"Nevrozun Kutlu, dölünüz hayırlı ve bereketli olsun"
temennisinde bulunurlar. O yıl 20 kuzu veya oğlağı olan sürü
sahibi bir kurban keser ve orada pişirilerek yenir.
Tahtacı Türkmenlerinde Nevroz "Sultan Nevroz"
adı ile anılır, eski takvimlerde (Hicri) Mart ayını 9'unda
kutlanarak yaylaya çıkılır. Bununla ilgili olarak halk
arasında "mart dokuzundan sonra dağlar misafir alır" deyişi
söylenir. Bugün herkes yeni elbiselerini giyip, süslenerek
mezarlıkları ziyaret ederler.
Gaziantep ve çevresinde 22 Mart gününe Sultan
Navroz adı verilmektedir. Halk arasındaki inanca göre Sultan
Navroz güzel bir kızdır ve 21 Mart'ı 22 Mart'a bağlayan gece
batıdan doğuya doğru göç eder, bir başka inanca göre ise,
kuş kılığında uçan bir derviştir. Nevruz gecesi Sultan
Navruz' un dileklerinin gerçekleşeceğine inanılır.
Malatya'nın Arguvan İlçesinin bazı köylerinde
halk Nevruz' u "Kış Bitti Bayramı" olarak kutlarlar.
Ağrı ve çevresinde o gece gençler bir dilek
tutarak kapıları dinleyip, içerdeki konuşmaları yorumlayarak
niyetlerinin tutup tutmayacağını anlamaya çalışırlar.
Bir başka uygulama, bekar bir delikanlı o akşam
"tuzlu gıllık" denilen, tuzlu hamurdan yapılmış bir çöreğin
yarısını yer ve su içmeden yatar. İnanışa göre, rüyasında
kendisine su veren kızla evlenecektir.Ertesi gün çöreğin
diğer yarısını evin damına veya bacasına bırakır. Gelen bir
karga çöreği kapıp hangi evin damında yerse o evin kızıyla
evleneceğine, karga hiçbir evin damına konmayıp, uzaklaşırsa
uzaklardan biriyle evleneceğine inanılır.
Kars civarında akşam evde toplanan genç kızlar
ve erkekler, küçük bir çocuğu su almaya gönderirler. Çocuk
hiç konuşmadan ve arkasına bakmadan bir kova su getir.
Kovanın içine orada bulunanları temsilen renkli iplik ve
iğneler atılır. Birbiriyle birleşen iğne ve ipliklerin
sahiplerinin birbiriyle evleneceklerine inanılır.
Tunceli çevresinde, bugün erkekler alınlarına
kara sürerek su kaynaklarına giderler. Bu karaları orada
temizleyerek dua ve niyazda bulunurlar. Bunun yanında
kötülük ve sıkıntılardan kurtulma dileği taşıyan, farklı
uygulamalara da rastlanmaktadır.
Iğdır ve çevresinde 19 Mart'ı 20 Mart'a bağlayan
gece kız ve erkekler Tanrıdan bir dilek dileyerek akarsuda
yıkanırlar ve en az üç defa suya dalıp çıkarlar. Sabah erken
kalkılarak taze su içilir, hayvanlara da taze su verilir.
Halk yeni elbiseler giyer ve bayram namazından sonra
kaynamış yumurta tokuştururlar. Evinden yeni cenaze çıkanlar
dahi bayrama katılmak zorundadır. O gün yas tutmak günah
sayılır.
Giresun'da "Mart Bozumu" adıyla 14 Mart' ta
kutlanan Nevruz' da o gün sabah erkenden kalkılarak
çevredeki akarsulardan su getirilip, hayvanların üzerine
serpilir.
Edirne'de 22 Mart günü Sultan Nevroz
eğlencelerinde eski hasırlar yakılıp "Mart içeri pire
dışarı" diyerek üzerinden atlanır.
Kırklareli'nde "Mart Dokuzu " adıyla kutlanmakta
olup, o gün halk boyalı yumurtalar, börekler, lokma gibi
yiyeceklerle kırlara giderek bu yiyecekleri yerler ve
eğlenirler.
İzmir Urla'da Nevroz, "mart Dokuzu Şenlikleri "
, Tire' de "Sultan Nevruz Bayramı" , Uşak'ta ise, "Yıl
Yenilendi" gibi adlar kullanılmaktadır.
Ülkemize ilişkin geleneksel Nevruz uygulamaları
sayılan bu örneklerle sınırlamak Anadolu'daki Nevruz
kutlamalarının alanını daraltmak ve sınırlamak anlamına
gelir. Verdiğimiz örnekler eski ve yeni uygulamaların sadece
küçük bir bölümünü oluşturmaktadır.
5.Sonuç
Sovyetler Birliği'nin yıkılmasıyla birlikte 1990
yılından itibaren bağımsızlığını kazanan Kazakistan,
Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan, Azerbaycan'da büyük
törenlerle milli bir bayram olarak kutlanan Nevruz, başta
Türkiye olmak üzere Kıbrıs, Balkanlar, Makedonya, Doğu
Avrupa, İdili-Ural, Güney Sibirya, Doğu Türkistan gibi Türk
yurtlarında da aynı şevkle, neşeyle milli birliği ve
beraberliği güçlendiren kardeşliği simgeleyen bir bayram
olarak kutlanmaktadır.
Ülkemizi, Anadolu coğrafyasına yerleştirdiğimiz
günden bu güne, bölüp parçalamak isteyen bir takım çevreler
ise, Nevroz Bayramını " bölücülük" kavramıyla
bütünleştirmeye çalışmışlardır ki, onların bu
yaklaşımlarının "bayram" kavramıyla uzaktan yakından bir
ilgisi yoktur.
Çünkü bayramlar, insanlar arasındaki karşılıklı
sevgi, saygı ve kardeşliğin perçinlendiği günlerdir.
Bayramlar, topluluklarda milli birlik ve
beraberliğin, bir arada yaşama arzusunun kuvvetlendiği
günlerdir.
Bayramlar, milli ve dini duyguların, inançların
sergilendiği, örf ve adetlerin uygulandığı, bir toplumda
millet olma şuurunun şekillendiği, kuvvetlendiği günlerdir.
Bu bağlamda, Ortadoğu ve Ön Asya'daki halklarca
kutlanan Nevruz Bayramı, herhangi bir sebeple bölücülüğe
sebep yapılabileceği bir kavga günü asla değildir. Bir
sevinç günü, varoluş günü, yaşama sevincini ifade etme günü,
bir barış, dostluk, kardeşlik günüdür.
Kısacası Nevruz, milli birliğin ve beraberliğin
vesilesidir. Yediden yetmişe çeşitli mezhep ve meşreplere
sahip Türk insanı bu bayramı, hep birlikte kutlamaktadır. Bu
demektir ki kültürümüzde Nevruz bizim için gerçek anlamda da
milli birlik ve beraberliğin en güzel örneklerinden
biridir. |